ARŞİV


10.SENEYE GİRERKEN
Bir kere, yıllardır beklediğim, istediğim bahçe/terasa kavuştuk. Sonra, hep istenen, çok ihtiyaç duyulan oturma kapasitesini arttırdık. Ve, yeni kocaman bir mutfak yaptık.
Devamını Oku...

DONDURMA YAPIYORUM!
Senelerdir dondurma yapmak için ölüyorum. Çocukluğumda annemin yaptığı dondurmaların tadı hala damağımda. O çocukluğun mutlu anıları vardır ya, benimkilerin arasında o dondurmaların da yeri var.
Devamını Oku...

ENGİNAR
Enginarın mevsimi daha mı erken gelir oldu? Ya da bana mı öyle geliyor? Bilemiyorum, ama enginarın bollaşmasıyla beraber Kantin’deki mönü enginarla doldu.
Devamını Oku...

PESAH KEKİ
Pesah-Hamursuz bayramı başladı. Her dinde olduğu gibi Yahudilikte de özel bayramlar, yortular var. Ben tüm dinler hakkında, tamamen bilgisiz, ve de ilgisiz, olsam da, her toplumun yemek gelenek ve görenekleriyle ilgiliyim.
Devamını Oku...

Önceki - Sayfa 1/3 - Sonraki

TATİL YEMEKLERİ


Pazar, 02 Mart 2008

Aslında en iyi tatil yemeklerini teyzemin, babamın ve kuzenlerimin evlerinde yiyorum. Onlara sadece tatildeyken gidebildiğim için, seyahatlerdeki en leziz ve en unutulmaz yemekleri de bu evlerde tadıyor oluyorum.

Örneğin babamda yediğim av etlerini başka hiçbir yerde yeme imkanım yok. Tabii bir de bunların, eski döküm tencerelerin içinde, büyük şöminenin bir kenarında, yanan ateşten çekilmiş korların arasında tıngırdayarak pişmesinin hoşluğunu atlayamam. Yemeğin lezizliği, bu hazırlık sırasındaki tören ve beklentinin heyecanıyla birleşince katlanarak artıyor.

Zaten galiba, yemekler tek başlarına kendi lezzetleriyle değil, onları yerken içinde bulunulan lokasyonun, zamanlamanın ve haleti ruhiyemizin de yardımıyla daha unutulmaz hale geliyorlar. Hatırladığım tüm yemekler içinde, ki oldukça çoklar -3 yaşımdan bu yana yemeği yemekle ve hazırlamakla ilgili sayamıyacağım kadar çok hatıram var- özellikle ön plana çıkanlar, hep aynı duyguyu içlerinde taşıyor: Mutluluk. Tatiller de özellikle mutlulukla hatırlanmaya müsait zamanlar. Benim için tüm tatillerim içinde özellikle lezzetleriyle her gittiğimde ön plana çıkan iki mekan var.

Birincisi, tüm Türkiye’nin ve büyük ihtimalle tüm doğu Akdeniz’in en iyi deniz mahsulleri lokantası Beyaz Yunus. Sadece balıkçı diyip geçmenin, bu mekana ayıp etmek olacağı bir lokanta Beyaz Yunus. Sahibi Mehmet Günel’in yemeğe olan tutkusu ve bilgisi, malzemesinin tazeliği ve çeşitliliği –mesela deniz salyangozunu bile ilk burada denedim- yemeklerdeki yaratıcılık ve sadelik, bu mekanı unutulmaz kılıyor. Orada yediğim, üstüne hafif koyulaşmış, sarımsak ve limon suyu ile lezzetlendirilmiş yanık tereyağı dökülerek servis edilen kılıç takoz ızgara damağımın hafızasındaki yerini yıllar sonra bile korumaya devam ediyor.

Diğeri ise, Cunda’daki Bay Nihat. Bu mekan yıllardır Türkiye’nin en iyi deniz mezesi yapan 10 lokantası arasında seçiliyor. Ama buranın başarısını sadece deniz mezeleriyle sınırlandırmak hata olur. Ayvalık/Ege tipi lezzetlerin en iyi örneklerini Bay Nihat’ta yemek mümkün. Hele mevsim dışı bir zamanda giderseniz, Cunda’nın korkunç kalabalığından kaçınmış olur ve herşeyin tadını da fazlasıyla, sakin sakin ve layıkıyla çıkarabilirsiniz.

(Radikal Gazetesi 05.08.2006 Cumartesi ekinde yayınlanmıştır.)

YORUMLAR


Ceyda
Salı, 04 Mart 2008

Off Şemsa Hanım, yazınız beni fena yerimden vurdu!

Öncelikle, tatil yemeği demek rahmetli anneannem demek benim için. Onunla beraber yaptığımız çiğ börekleri, kolaçları, fasulyeleri unutamıyorum. Sırf benim için hazırladığını söylediği yemekler vardı, etli yaprak sarması gibi. Sırf böyle söylemesi bile özel hissettirirdi kendimi haddinden fazla. Canım anneannemi andım sayenizde, karnım mutlu bir şekilde guruldayarak:)

Anneannemin kuzineli mutfağının dışında, bir de mekan var geçen seneki tatilime damgasını vuran. Bozburun’daki Orfoz adlı deniz mahsulleri lokantası. Bir karı koca işletiyor burayı. Adam yemekleri hemen önünüzdeki açık mutfakta pişiriyor, kadın servis yapıyor. Menüsü geniş değil, o gün ne olduğunu siz masaya oturduğunuzda söylüyorlar ve siz söylenenden seçiyorsunuz. Altı ya da yedi masa var toplamda. Neredeyse denizin içinde yemek yiyorsunuz. Ve yemekler...şu an düşündüğümde yutkunmama sebep oluyor. Hem yaratıcı, hem kaliteli & taptaze malzeme kullanılarak üretilmiş, hem mütevazi, hem...ve tabii ki dehşet lezzetli. Karamelize soğanlı kalamar, ahtapot ızgara, orfoz, deniz mahsullü güveçte pilav, çiroz, ve de şahane balık çorbasını unutamıyorum. Her yemeğin, kendi içinde bir esprisi ve damağı bir şekilde çarpan bir tadı var. O ana kadar yediğim farklı lokantalardaki benzer tabaklardan çok farklıydı tattığım her lezzet.

Tek bir kusuru var buranın, fiyatları biraz fazla uçuk. Yemekten sonra bir şok etkisi yaşıyorsunuz. Ama işte tekrar gidip orada yemek yer misin deseler, hayır diyeceğimi hiç sanmıyorum.

YORUM YAZ