“Çok acayip bir duygu. Birkaç insan ve müessese var ki, hep yenilik, değişiklik, şıpsevdilik, öğrenme, farklıyı deneme güdülerimle coşan biri olarak her Allah’ın günü gitmekten, orada olmaktan hep aynı heyecanı, mutluluğu ve zevki alıyorum. Kendime şaşıyorum. Sonra bunu başaranlara.
Bunların başında da Kantin geliyor. Adı gibi başladı. Kaç sene oldu, adı gibi kaldı.
Bu aralar dükkânı büyüttü ve gene öyle kaldı. Şemsa başının dikine bir kadın. Lise çağlarımızda açık renk gözleri, sarı saçlarıyla bir fıstık Alman kızı gibiydi. Ara sınıflardan birinde kurtardı kendini disiplinden, kaçtı gitti. Yemeğe sardırdı. Yediklerinden daha da güzelleşti. Şimdi güzelliği elinden bize akıyor.
Hep işinin başında, bildiğimiz isimli yemeklere bir tat ekliyor, bir bakış sunuyor. Nişantaşı civarında yaşayan veya çalışanlara gerçek bir sığınma noktası. Her öğlen gidilir mi? Gidilir. Alt katı da kattı Kantin’e. Üst katı az biraz büyüttü. Ruhu tamamen aynı. Logosunu BEK yeniledi. Uğur’la Ergun var serviste, yemeğe gitmesen onları görmeye gidecek kadar harikalar. Gerçekten kuzenim, yeğenim filan denebilecek kıvamdalar. Koca bir aile gibi. Sanki Şemsa’ya yemeğe gitmişiz gibi.”
Bıktırmıyor, bağlıyor!, Fem Güçlütürk, Radikal Cumartesi






























